Diz ameliyatı sonrası telerehabilitasyon, ağrı ve fonksiyonda iyileşme sağlayabilir. Asenkron modeller memnuniyeti artırıyor. Nasıl kurulur?

Telerehabilitasyonla Diz Ameliyatı Sonrası İyileşme
Diz ameliyatından sonra “asıl iş” çoğu zaman evde başlar: egzersizleri doğru yapmak, ağrıyı yönetmek, hareket açıklığını geri kazanmak ve bunu haftalarca istikrarlı biçimde sürdürmek. Klinik randevuları ise pratikte her hasta için kolay değil. Kış aylarında (Aralık 2025), hava koşulları, trafik, refakat ihtiyacı ve hareket kısıtlılığı, rehabilitasyon sürecini daha da zorlayabiliyor.
19 randomize kontrollü çalışmayı ve 2206 hastayı içeren yeni bir sistematik derleme ve meta-analiz (19.12.2025’te yayımlandı), diz cerrahisi sonrası telerehabilitasyonun (uzaktan rehabilitasyon) geleneksel yüz yüze yaklaşımlara göre nerede güçlü, nerede zayıf kaldığını net bir çerçeveyle ortaya koyuyor. Daha da önemlisi: hasta memnuniyeti “ortalama” olarak benzer, fakat uygulamanın türüne göre memnuniyet ciddi şekilde değişebiliyor.
Bu yazı, “Sağlık Sektöründe Yapay Zekâ ve Dijital Sağlık” serimizin bir parçası olarak, telerehabilitasyonu sadece bir video görüşmesi değil; uzaktan takip, kişiselleştirme ve veriyle karar verme gibi dijital sağlık bileşenlerinin somut bir kullanım alanı olarak ele alıyor.
Meta-analiz ne söylüyor? Kısa ve net sonuçlar
Telerehabilitasyon, diz ameliyatı sonrası rehabilitasyonda genel olarak yüz yüze bakımdan geri kalmıyor; bazı ağrı ve fonksiyon ölçütlerinde ise ölçülebilir iyileşmeler sağlıyor.
Araştırmanın öne çıkan sayısal bulguları:
- Hasta memnuniyeti: Telerehabilitasyon ile geleneksel rehabilitasyon arasında anlamlı fark yok (SMD 0,15; %95 GA −0,48 ile 0,78).
- Moda göre memnuniyet:
- Senkron (canlı görüntülü görüşme gibi) telerehabilitasyonda memnuniyet daha düşük (SMD −0,52).
- Asenkron (uygulama, platform, video talimat + veri yükleme) telerehabilitasyonda memnuniyet daha yüksek (SMD 0,56).
- Fonksiyon ve ağrı (WOMAC toplam): Telerehabilitasyon lehine iyileşme (SMD −0,76).
- Hasta bildirimi fonksiyon (KOOS): Telerehabilitasyon lehine iyileşme (SMD 0,58).
- Hareketlilik (TUG testi): Telerehabilitasyon grubunda ortalama 2,73 saniye daha iyi (daha hızlı) sonuç.
- Diz ekstansiyon hareket açıklığı: Telerehabilitasyonda yaklaşık 9,64° iyileşme.
Bu sonuçların alt mesajı şu: “Telerehab işe yarıyor mu?” sorusunun cevabı evet—ama nasıl uyguladığınıza bağlı.
Neden memnuniyet “ortalama” benzer ama modlara göre farklı?
En sık yapılan hata, telerehabilitasyonu tek tip bir hizmet gibi planlamak. Oysa bu meta-analiz, memnuniyetin özellikle senkron vs asenkron ayrımında kırıldığını gösteriyor.
Senkron telerehabilitasyon neden memnuniyeti düşürebilir?
Senkron model; fizyoterapistle belirli saatlerde canlı bağlantı, anlık yönlendirme ve geri bildirim demek. Mantıken “daha yakın ilgi” gibi görünür ama pratikte sürtünme yaratabiliyor:
- Randevu saatine uyma zorunluluğu (evdeyken bile “randevu stresi”)
- Bağlantı/ekipman sorunları (kamera açısı, ses, internet)
- Ev ortamında mahremiyet ve alan kısıtı
- Yaşlı hastalarda dijital okuryazarlık bariyeri
Sonuç: Klinik yük azalsa bile hasta “bu da ayrı bir uğraş” hissine kapılabiliyor.
Asenkron telerehabilitasyon neden daha çok sevilir?
Asenkron modelde hasta, kendisine tanımlanan egzersizleri esnek zamanlarda yapar; uygulama üzerinden işaretler, sensörle ölçer ya da kısa videoyla yükler. Klinisyen de veriyi görür, planı günceller.
Bu yaklaşımın memnuniyet avantajları:
- Zaman esnekliği: “Bugün 20:00’de yaptım” rahatlığı
- Kendi hızında öğrenme: Videoyu tekrar izleyebilme
- Mikro hedefler: Günlük tamamlanma, seri, bildirim
- Daha az “kamera baskısı”, daha çok kontrol
Benim gözlemim şu: Hastalar rehabilitasyonda en çok devam edebildikleri modeli seviyor. Asenkron yapı, tam da bunu kolaylaştırıyor.
Klinik etkinlik: Ağrı, fonksiyon ve hareketlilikte ne kazanıyoruz?
Telerehabilitasyonun klinik değeri, sadece “evden hizmet” olması değil; doğru kurgulandığında daha sık temas ve daha iyi takip sunması.
WOMAC ve KOOS: Hasta deneyimi ve fonksiyon birlikte iyileşiyor
Çalışmada WOMAC (ağrı-sertlik-fonksiyon) ve KOOS (knee fonksiyon/yaşam kalitesi) gibi hasta bildirimli ölçeklerde telerehabilitasyon lehine sonuçlar var. Bu tür ölçekler, hastanın günlük yaşamındaki gerçek farkı yakaladığı için değerli.
Bu iyileşmenin olası mekanizması basit:
- Daha düzenli egzersiz (uygulama hatırlatmaları, takip)
- Doğru doz (aşırı yüklenme ya da eksik egzersiz azalır)
- Geri bildirim döngüsü (hasta “yanlış yapıyor muyum?” kaygısını veriyle çözer)
TUG testi: “Kalk-yürü-otur” gibi basit ölçümlerde bile fark var
TUG testinde yaklaşık 2,73 saniyelik iyileşme raporlanıyor. Bu, klinik olarak küçük görünebilir ama ameliyat sonrası dönemde saniyeler; denge, güven ve bağımsızlıkla ilişkilidir.
Özellikle yaşlı hastalarda şu soruya karşılık gelir: “Evin içinde daha güvenli hareket ediyor muyum?”
Ekstansiyon hareket açıklığı: Telerehabın güçlü olduğu alanlardan biri
Diz ekstansiyonu (dizi düzleştirme) geri kazanımı, yürüme paternini ve uzun vadeli fonksiyonu etkiler. Meta-analizde ekstansiyon tarafında anlamlı iyileşme var.
Burada telerehabilitasyonun avantajı şu olabilir: Ekstansiyon egzersizleri nispeten daha standart ve evde uygulanabilir; doğru takip ve tekrar sayısı, sonucu ciddi etkiler.
Yapay zekâ burada nerede devreye giriyor?
Telerehabilitasyon tek başına “dijital”dir; ama yapay zekâ eklendiğinde asıl değer büyür. Çünkü rehabilitasyon bir kez anlatılıp bırakılan bir şey değil; veriyle yaşayan bir süreç.
1) Kişiselleştirme: Her hastaya aynı programı vermek çoğu zaman yanlış
Diz ameliyatı türü (TKA, menisküs, ACL), yaş, ağrı eşiği, ev ortamı, eşlik eden hastalıklar… Hepsi programı değiştirir.
AI destekli platformlar şunları yapabilir:
- Egzersiz zorluğunu otomatik ayarlama (ağrı skoru + performans verisi)
- Riskli gidişatı erken fark etme (egzersiz uyumsuzluğu, artan ağrı trendi)
- Hedef odaklı mikro planlar (haftalık ROM hedefi, yürüyüş süresi)
2) Görüntü analizi: “Doğru form” problemi
Evde egzersizde en büyük sorun, hareketi doğru yapıp yapmadığını bilememek.
- Kamera üzerinden hareket analizi
- Eklem açısı tahmini
- Hatalı formda uyarı
Bunlar, senkron görüşmenin yükünü azaltıp asenkron memnuniyeti artırabilir. Yani araştırmanın işaret ettiği “asenkron daha memnun” sonucunu, AI ile daha da güçlendirmek mümkün.
3) Klinik ekip için karar desteği: Veri kalabalığını anlamlı hale getirmek
Uzaktan rehabilitasyon, çok veri üretir: günlük check-in’ler, sensör ölçümleri, ağrı skorları, adım sayıları.
AI’nin en pratik katkısı:
- Klinik panelde “kırmızı bayrak” hastaları öne çıkarma
- Haftalık özetler: “Bu hasta 3 gündür egzersiz yapmıyor”
- Müdahale önerileri: “Şu egzersizi değiştir, şu sıklığı düşür”
Bu, sağlık kurumlarında kaynak kullanımını iyileştirir. LEADS hedefi açısından da gerçekçi bir değer önerisidir: “Daha az yüz yüze yük, daha izlenebilir süreç.”
Hastaneler ve klinikler için uygulama planı: Telerehabı doğru kurmak
Telerehabilitasyonun başarısı teknoloji seçiminden çok servis tasarımına bağlı. Uygulamada işe yarayan bir kontrol listesi:
1) Hangi hastaya hangi model?
- Dijital okuryazarlığı düşük, kaygısı yüksek hastada: hibrit (ilk 1-2 seans yüz yüze + asenkron takip)
- Çalışan, zamanı kısıtlı hastada: asenkron ağırlıklı
- Karmaşık hareket paterni gereken vakada: kısa senkron kontrol + asenkron plan
2) Teknik destek şart: “Bağlantı sorunu” klinik sonuçları da etkiler
Birçok program, teknik desteği hafife alıyor. Oysa memnuniyeti düşüren ana faktörlerden biri bu.
- Kurulum rehberi (kısa video)
- Tek numaradan destek
- “Kamera açısı nasıl olmalı?” gibi pratik yönergeler
3) Ölçüm standardı: Memnuniyeti ölçmüyorsanız yönetemezsiniz
Araştırma, memnuniyetin çalışmalarda bile yeterince ölçülmediğini vurguluyor. Kurumlar için önerim:
- Tedavi başlangıcı, 2. hafta, 6. hafta kısa memnuniyet mini anketi
- “Kullanım kolaylığı” ve “güven hissi” gibi maddeler
- Egzersiz uyumu ile memnuniyeti birlikte takip
Sık sorulan sorular (sahada gerçekten soruluyor)
Telerehabilitasyon yüz yüze seansların yerini tamamen alır mı?
Çoğu diz cerrahisi sonrası senaryoda “tamamen” değil. En iyi sonuç, genellikle hibrit ve akıllı planlanmış bir modelle geliyor: kritik dönemde yüz yüze değerlendirme, sürdürülebilirlik için asenkron takip.
Yaşlı hastalar için uygun mu?
Uygun; ama tasarım doğru olmalı. Büyük butonlar, sade ekranlar, aile/ refakatçi dahil etme ve güçlü teknik destek olmadan zorlanılır.
Kurumlar nereden başlamalı?
En hızlı başlangıç: TKA gibi protokolü daha standardize hasta gruplarında, asenkron uygulama + haftalık klinisyen kontrolü ile pilot yapmak.
Telerehabilitasyonun gerçek vaadi: Daha erişilebilir, daha ölçülebilir rehabilitasyon
Bu meta-analizin mesajı bence net: Telerehabilitasyon “idare eder” bir alternatif değil; doğru kurulduğunda ağrı ve fonksiyonda ilerleme sağlayabilen, memnuniyeti de (özellikle asenkron modelde) artırabilen bir bakım yolu.
Dijital sağlık ve yapay zekâ perspektifinden bakınca daha da netleşiyor: Telerehabilitasyon, veriyi evin içine taşıyor. Veri olunca takip var, takip olunca kişiselleştirme var, kişiselleştirme olunca da sonuç var.
Diz ameliyatı sonrası iyileşmeyi gerçekten hızlandırmak istiyorsak, tartışmayı “online mı yüz yüze mi?” seviyesinden çıkarıp şu soruya taşımalıyız: Hangi hasta için, hangi dijital model, hangi destekle en sürdürülebilir uyumu sağlar?