Sosyal medya gençlerde şeker azaltmayı artırıyor; asıl etki sağlık bilinciyle geliyor. Dijital sağlık ve yapay zekâ bu değişimi güçlendirebilir.

Sosyal Medya Gençleri Şekersize mi İtiyor?
Bir gencin gün içinde şeker tüketimini azaltma kararı, sandığımız kadar “irade meselesi” olmayabiliyor. 19.12.2025’te yayımlanan geniş ölçekli bir araştırma (N=883) şunu net biçimde gösteriyor: Sosyal medyayı daha yoğun kullanan gençler, şeker azaltma davranışlarını daha fazla sergiliyor. Üstelik bu etki “herkes yapıyor” baskısından çok, sağlık bilincinin artması üzerinden geliyor.
Bu bulgu, “Sağlık Sektöründe Yapay Zekâ ve Dijital Sağlık” serisi için kritik. Çünkü sosyal medya, bir yandan davranışları tetikleyen dev bir “dijital ortam”ken; yapay zekâ da bu ortamda kişiselleştirilmiş sağlık içgörüleri, doğru bilgi filtreleme, mikro alışkanlık koçluğu ve riskli içerik tespiti gibi işlevlerle davranış değişikliğini hızlandırabilecek bir araç seti sunuyor.
Aralık ayındayız; yıl sonu sofraları, sıcak içecekler, tatlılar ve “kaçamaklar” daha görünür. Tam da bu dönemde, gençlerde şeker azaltmanın nasıl gerçekten çalıştığını anlamak; klinik hedefler, dijital sağlık ürünleri ve toplum sağlığı kampanyaları için somut bir yol haritası çıkarıyor.
Araştırmanın net mesajı: Şeker azaltmanın motoru sağlık bilinci
Bu araştırmada sosyal medya kullanımının (SMU) şeker azaltma davranışı (SRB) üzerindeki etkisi ölçülüyor ve iki ana yol öne çıkıyor:
- Sağlık bilinci (HC) yolu: Sosyal medya kullanımı sağlık bilincini artırıyor (β=.35) ve sağlık bilinci şeker azaltmayı güçlü biçimde öngörüyor (β=.50).
- Uyma/konformite yolu: Sosyal medya kullanımı konformiteyi artırıyor (β=.51) ve konformite şeker azaltmayı daha zayıf ama anlamlı şekilde öngörüyor (β=.14).
En kritik fark şu: Sosyal medyanın şeker azaltmadaki etkisi, daha çok sağlık bilinci aracılığıyla açıklanıyor. Araştırmada aracılık payı (VAF) yaklaşık olarak:
- Sağlık bilinci aracılığıyla: %51,5
- Konformite aracılığıyla: %21,05
Yani gençlerin önemli bir kısmı “trend olduğu için” değil, maruz kaldığı içeriklerle sağlık farkındalığı yükseldiği için daha az şeker tüketmeye yöneliyor.
Alınacak ders: Dijital sağlık iletişimi “ayıplama” ya da “baskı” değil; pratik, anlaşılır ve uygulanabilir bilgiyle sağlık bilincini büyütmek üzerinden daha sürdürülebilir çalışıyor.
Kültür devreye girince işler değişiyor: “Yüz kaybetme” etkisi
Araştırma, Çin kültürüne özgü “face concern” (mianzi) kavramını modele ekliyor. Türkçeye en yakın karşılık: itibar/yüz kaybetme hassasiyeti. Sosyal medya ortamında onay görmek, beğeni almak, “doğru tarafta durmak” gibi sosyal sinyaller; bazı gençlerde davranışları daha güçlü yönlendirebiliyor.
Sonuç: “Yüz kaybetme” hassasiyeti yüksek olanlarda, sosyal medyanın konformiteyi artırma etkisi daha güçlü (etkileşim β=.09). Yani sosyal çevrenin onayıyla hareket eden gençlerde “şekersiz yaşam” gibi akımlar daha çabuk yayılıyor.
Bu, Türkiye açısından da yabancı bir fikir değil. Bizde de:
- “Fit yaşam” paylaşımları,
- ofiste/okulda “şekersiz deney” konuşmaları,
- yakın çevrenin “etiket okuma” övgüsü,
- “ben de başladım” zincirleri
benzer bir sosyal onay mekanizması yaratabiliyor.
Buradaki ince çizgi: Sosyal onayı davranış değişikliği için kullanmak mümkün, ama doz kaçarsa ters tepebilir. Gençleri “şeker yiyorsun, kendine bakmıyorsun” diline sıkıştırmak, özellikle ergenlik döneminde direnç ve gizli tüketimi artırabilir.
Dijital sağlık okuryazarlığı: Bilgi var ama eylem yoksa sorun burada
Araştırmanın üçüncü güçlü boyutu: e-sağlık okuryazarlığı (EHL). Bu kavram; bir kişinin internette sağlık bilgisini bulma, değerlendirme ve uygulama becerisi.
İlginç olan şu: EHL yükseldikçe, sağlık bilincinin şeker azaltmaya dönüşmesi daha da güçleniyor (basit eğim analizlerinde HC→SRB etkisi EHL yüksekken β≈.56, düşükken β≈.45).
Benim sahada en sık gördüğüm problem de bu: İnsanlar “şeker zararlı”yı biliyor ama etiketi okuyamıyor, porsiyonu yorumlayamıyor, “şekersiz” yazan ürünün aslında yoğun tatlandırıcıyla geldiğini fark etmiyor ya da sosyal medyadaki abartılı diyet önerilerini doğru süzemiyor.
Bu noktada yapay zekâ ve dijital sağlık çözümleri devreye girebilir:
- Etiket okuma asistanları: Kamera ile ürün etiketini okuyup “ilave şeker”, “toplam şeker”, porsiyon başına gram gibi değerleri sadeleştiren uygulamalar.
- Kişisel risk profili: Uyku, aktivite, kilo eğilimi, kan şekeri ölçümleri (varsa) ve beslenme kaydıyla kişiye özel “şeker maruziyeti” analizi.
- Yanlış bilgiyi filtreleme: Sosyal medyada dolaşan “3 günde şekeri bırak, detoksla sıfırla” gibi içerikleri tespit edip güvenilir alternatif içerik sunma.
Sağlık sektörü için uygulanabilir bir çerçeve: SOR modelini dijitale çevirmek
Araştırma, davranışın nasıl oluştuğunu “Uyaran–Organizma–Tepki (SOR)” çerçevesiyle anlatıyor:
- Uyaran: Sosyal medyada şeker azaltma içerikleri (videolar, tarifler, influencer önerileri, check-in paylaşımları)
- Organizma: Kişinin iç durumları (sağlık bilinci ve konformite)
- Tepki: Şeker azaltma davranışı (etiket okuma, şekerli içecek azaltma, düşük şeker tercihleri)
Bu modeli Türkiye’de bir dijital sağlık programına uyarlamak için “dört parçalı” pratik bir tasarım önerebilirim:
1) İçerik standardı: “Az ama net” mikro içerik
Gençlere uzun broşürler değil, kısa ve uygulanabilir mikro içerikler çalışıyor.
- “Şekerli içecek yerine 3 alternatif”
- “Etikette şeker hangi isimlerle saklanır?”
- “Kahve/çayda 1 hafta kademeli azaltma planı”
2) Kişiselleştirme: Aynı mesaj herkes için çalışmaz
Yapay zekâ destekli kişiselleştirme ile:
- yaş, aktivite, yeme ritmi, bütçe ve hedefe göre öneriler,
- kullanıcı davranışına göre “en kolay bir sonraki adım”
sunulabilir.
3) Sosyal mekanizma: Ödüllendir ama utandırma
Konformiteyi tetikleyen sosyal dinamikleri pozitif kullanmak önemli:
- ekip içi “su içme” veya “etiket okuma” rozetleri,
- okul/üniversite topluluklarında “7 gün gazlı içeceksiz” meydan okumaları,
- aile/arkadaşla ortak hedefler
Ama “ideal beden” dili, karşılaştırma ve utandırma; uzun vadede zarar verir.
4) Ölçme ve geri bildirim: Davranış değişikliği ölçülmeyince kaybolur
Dijital sağlık çözümlerinde en çok ihmal edilen kısım burası.
- haftalık şekerli içecek sayısı,
- etiket okuma sıklığı,
- tatlı tüketim zamanı (özellikle gece),
- geri dönüş tetikleyicileri (sınav stresi, uykusuzluk)
gibi metrikler, kişiye özel geri bildirimle birleştirilirse kalıcılık artar.
Gençlerle çalışan kurumlar için hızlı kazanımlar (okul, klinik, marka)
Gençlerin şeker azaltmasını desteklemek isteyen kurumlar için “yarın uygulanabilir” öneriler:
- Beklenen davranışı çok net tanımlayın: “Şekeri azalt” yerine “haftada 3 gün şekerli içecek içme” gibi.
- Etiket okuma eğitimini kısa videoya çevirin: 30–45 saniyelik format, sınıf içi ya da sosyal medya için ideal.
- Yıl sonu dönemine özel plan yapın: 21.12.2025 itibarıyla tatil dönemi başlıyor; “tatlıyı yasakla” yerine “porsiyon stratejisi + alternatif” daha gerçekçi.
- Dijital sağlık okuryazarlığını ölçün: Kısa bir mini test ile (ör. “toplam şeker” vs “ilave şeker” farkı) kişiye uygun destek seviyesi belirleyin.
- Müdahaleyi platform diline uydurun: Kısa video, hikâye, topluluk postu… Gençlerin kullandığı format neyse mesajı oraya taşıyın.
Dijital sağlıkta büyük fırsat: Sosyal medya sinyalini klinik faydaya çevirmek
Araştırma bize şunu söylüyor: Sosyal medya tek başına “iyi” ya da “kötü” değil. Doğru kurgulanırsa sağlık bilincini büyüten, pratik davranışlara dönüştüren bir altyapı.
Sağlık sektörü açısından asıl fırsat, bu sinyali yapay zekâ destekli dijital sağlık sistemlerine bağlamak:
- Riskli tüketim kalıplarını erken yakalamak,
- Sağlık bilincini mikro eğitimlerle artırmak,
- Bilgiyi eyleme dönüştürmek için küçük, kişisel hedefler vermek,
- Gençleri utandırmadan sosyal destek tasarlamak.
Şeker azaltma gibi “gündelik” bir konu, kronik hastalıkları önlemede ciddi bir başlangıç noktası. Bu yüzden ben bu alanda net bir duruş alıyorum: Dijital sağlık ürünleri, beslenmeyi yalnızca kalori takibi olarak ele aldığında eksik kalıyor. Asıl değer, davranış mekanizmasını (bilinç + okuryazarlık + sosyal etki) birlikte yönetmekte.
Kendi kurumunuzda (hastane, klinik, okul, dijital sağlık girişimi) gençlere yönelik bir şeker azaltma programı tasarlarken şu soruyu masaya koyun: Sosyal medyanın ürettiği sağlık bilinci dalgasını, güvenilir bilgi ve ölçülebilir davranışa çevirecek sistemi kurduk mu?