Mide kanseri ameliyatı sonrası mobil uygulama koçluğu, yaşam kalitesinde ölçülebilir iyileşme sağlıyor. Dijital sağlık ve yapay zekâyla nasıl ölçeklenir?

Mobil uygulama koçluğu: Mide kanserinde iyileşmeyi büyüten dijital destek
Mide kanseri ameliyatı sonrası ilk haftalar çoğu hastada aynı cümleyle özetleniyor: “Ne yesem dokunuyor.” Gastrektomi (midenin bir kısmının ya da tamamının alınması) sonrasında ortaya çıkan postgastrektomi sendromu; erken doygunluk, şişkinlik, hazımsızlık ve “dumping” gibi belirtilerle günlük yaşamı ciddi biçimde zorlaştırabiliyor. Klinik ekipler hastanede eğitim veriyor; ama asıl zor bölüm, taburculuktan sonra evde başlıyor.
18.12.2025’te yayımlanan randomize kontrollü bir çalışma, bu boşluğu doldurmak için pratik bir yaklaşımı test etti: mobil uygulama üzerinden etkileşimli “insan koçluğu”. Sonuçlar “her şeyi çözdük” demiyor; ama dijital sağlığın doğru kurgulandığında, kanser cerrahisi sonrası yaşam kalitesini ölçülebilir şekilde iyileştirebildiğini net biçimde gösteriyor.
Bu yazıda, çalışmanın bulgularını anlaşılır bir dille özetleyeceğim; ardından “Sağlık Sektöründe Yapay Zekâ ve Dijital Sağlık” serimizin gözüyle, mobil koçluk + yapay zekâ destekli hasta takibi kombinasyonunun sahada nasıl tasarlanabileceğini konuşacağız.
Klinik gerçek: Asıl ihtiyaç taburculuktan sonra başlıyor
Gastrektomi sonrası beslenme, klasik “broşür ver, kontrol randevusu koy” yaklaşımıyla yönetildiğinde çoğu zaman yetersiz kalıyor. Çünkü:
- Her hastanın sindirim toleransı, ev düzeni, alışkanlıkları ve destek sistemi farklı.
- “Az az sık sık ye” tavsiyesi doğru ama uygulaması zor; günün ritmini yeniden kurmak gerekiyor.
- Hastalar deneme-yanılma ile ilerlerken gereksiz korkular geliştirebiliyor (ör. “Bir kez rahatsız oldum, artık hiçbir şey yemeyeyim”).
Burada dijital sağlık araçlarının güçlü olduğu yer şu: hasta ile klinik ekip arasındaki temas sıklığını artırmak. Yüz yüze randevu ayda bir olabilir; ama dijitalde mikro temaslar (mesajlar, günlük kayıtlar, içerik hatırlatmaları) haftada birkaç kez mümkün.
Çalışma neyi test etti? (ve neyi test etmedi?)
Bu araştırma, Güney Kore’de tek merkezde yürütülen prospektif randomize kontrollü bir çalışma. Hastalar Mayıs 2020 – Ağustos 2022 arasında alınmış. Analize 160 hasta girmiş.
Karşılaştırma:
- Mobil koçluk grubu (n=76): Taburculuk sonrası 3 ay boyunca uygulama üzerinden diyetisyen koçluğu. Hastalar yemek, kilo, aktivite gibi verileri giriyor; koçlar haftada en az 2 kez mesajla geri bildirim veriyor. Ayrıca haftada 2-3 kez kısa eğitim içerikleri sunuluyor.
- Klasik danışmanlık grubu (n=84): 1. ve 3. ayda poliklinikte yüz yüze diyetisyen görüşmesi.
Birincil hedef: Ameliyat sonrası 1. ayda “yeme kısıtlılığı” puanı.
Önemli not: Bu çalışma bir “yapay zekâ çalışması” değil. Tamamen insan koçluğu üzerine kurulu. Ama tam da bu nedenle, dijital sağlığın temel yapı taşını (sürdürülebilir etkileşim) net biçimde görünür kılıyor. Yapay zekâ, bu etkileşimi ölçeklemek ve kişiselleştirmek için sonraki katman.
Bulgular: 1. ay hedefi tutmadı; ama bazı semptomlar anlamlı biçimde azaldı
Araştırmanın en dürüst ve değerli yanı şu: Birincil sonlanımda (1. ay yeme kısıtlılığı) iki grup arasında anlamlı fark yok.
-
- ay yeme kısıtlılığı puanı: Klasik grupta 28,2, mobil koçlukta 27,9 (anlamlı değil).
Ama ikincil sonuçlarda mobil koçluk lehine üç dikkat çekici iyileşme var:
- Nefes darlığı (dispne): Tüm takip dönemi boyunca mobil koçluk grubunda daha düşük.
- 6. ayda yeme kısıtlılığı: Mobil koçluk grubunda daha az.
- 3. ayda negatif beden algısı: Mobil koçluk grubunda daha az.
Bana göre bu desen önemli: İlk ay “fizyolojik adaptasyon” baskın. Mide kapasitesi, hormonal düzen, iyileşme ağrıları… Bu dönemde dijital destek mucize yaratmıyor. Ama 3-6. aylarda davranışın oturduğu, hastanın kendine güven kazandığı dönemde koçluk etkisi daha görünür oluyor.
“Aktif kullanım” gerçeği: Dijitalin kaderi, katılım
Mobil koçluk grubunda hastaların %66’sı uygulamayı en az 8 hafta “aktif” kullanmış. Bu yüksek bir oran; çünkü ortalama yaş yaklaşık 60.
Daha çarpıcı nokta: Aktif kullanıcıların genel sağlık durumu puanı, aktif olmayanlardan daha iyi.
Ayrıca uygulamadaki aktiviteler arasında sonuçlarla en güçlü ilişki, şaşırtıcı biçimde “adım sayısı” ya da “egzersiz girişi” değil; koça mesaj atma.
Dijital sağlıkta en etkili özellik çoğu zaman sensör değil, “insan teması hissi”dir.
Bu tespit, sağlıkta yapay zekâ projeleri için de kritik: Modeliniz ne kadar iyi olursa olsun, hasta uygulamaya girmiyorsa etkisi sıfır.
Neden yaşam kalitesi arttı da beslenme parametreleri değişmedi?
Çalışmada her iki grupta da yaklaşık 5 kg kilo kaybı var ve 1 yıla kadar sürüyor. Albümin, hemoglobin gibi laboratuvarlar ve vücut kompozisyonu açısından anlamlı fark yok.
Bunu iki şekilde okumak gerekiyor:
-
Semptom yönetimi ayrı, metabolik sonuçlar ayrı bir “ürün problemidir”.
- Koçluk semptom algısını, kaygıyı ve davranışı iyileştirebilir.
- Ama kas kütlesi korumak, yeterli protein almak, aktiviteyi artırmak daha yoğun ve uzun süreli program ister.
-
İlk 3 ay egzersiz motivasyonu düşük. Çalışmada egzersiz girişi zaten en az yapılan aktivite. Ameliyat sonrası güçsüzlük döneminde bu beklenen bir durum.
Benim yaklaşımım net: Onkoloji cerrahisi sonrası dijital destek programları, “kilo artışı” değil kilo ve kas kaybını sınırlama hedefiyle tasarlanmalı. Bu da daha fazla ölçüm, daha sık geri bildirim ve daha kişiselleştirilmiş beslenme planı gerektirir.
Yapay zekâ + insan koçluğu: Sahada çalışan model nasıl kurulur?
Bu çalışma, dijital sağlığın “insan koçluğu” katmanının semptomlarda işe yaradığını gösteriyor. Peki serimizin ana teması olan yapay zekâ burada nereye oturur?
Cevap basit: Yapay zekâ, koçun ölçeğini büyütür; koç, yapay zekânın güvenini artırır.
1) Yapay zekâ ile akıllı triyaj: Kimin desteğe ihtiyacı var?
Her hastaya aynı yoğunlukta koçluk vermek pahalı ve sürdürülemez. Bunun yerine:
- Günlük semptom check-in (şişkinlik, erken doygunluk, ishal, çarpıntı, nefes darlığı)
- Yemek günlüğü (miktar/frekans) ve kilo trendi
- Mesaj içerikleri (anahtar kelime analizi)
gibi verilerle bir risk skoru üretilebilir.
- Düşük risk: haftada 1 mesaj + içerik hatırlatması
- Orta risk: haftada 2-3 koç teması
- Yüksek risk: aynı gün klinik ekibe yönlendirme
Bu, “uzaktan hasta takibi”nin gerçek değeridir: doğru hastaya doğru zamanda temas.
2) Kişiselleştirilmiş beslenme önerisi: “Tek liste” dönemi bitti
Gastrektomi sonrası “yasaklar listesi” hastayı pasifleştirir. Daha iyi yöntem:
- Hastanın toleransına göre gıda deneme planı
- Porsiyon/öğün sayısı optimizasyonu
- Dumping riskini artıran kombinasyonlara uyarı (yüksek şeker + hızlı tüketim gibi)
Yapay zekâ burada karar verici değil, öneri üretici olmalı. Son sözü diyetisyen söylemeli.
3) Davranış tasarımı: Uygulamayı “kullandıran” ayrıntılar
Çalışmanın en güçlü sinyali “mesajlaşma.” O yüzden uygulama tasarımında şunlar kritik:
- 60 saniyelik kayıt akışı: “Bugün kaç öğün? En çok zorlayan şey neydi?”
- Koç mesajlarına hızlı yanıt şablonları
- Haftalık mini hedef: “3 gün üst üste ara öğün ekle”
- Hasta yakını modu (özellikle yaşlı hastalar için)
Dijital sağlıkta başarısız projelerin çoğu, tıbbi içeriği iyi olup ürün deneyimi zayıf olduğu için batar. Bu kadar net.
Hastaneler ve dijital sağlık ekipleri için uygulanabilir bir yol haritası
Bu çalışmadan çıkarılacak pratik derslerle, Türkiye’de bir merkez “mobil koçluk” programını şu şekilde pilotlayabilir:
- 0-7 gün (taburculuk sonrası): Günlük 2 soruluk semptom formu + koçtan 48 saat içinde ilk temas.
- 2-6 hafta: Haftada 2 mesaj + porsiyon/öğün planı + sık görülen sorunlara (dumping, şişkinlik) hızlı yanıt protokolleri.
- 6-12 hafta: Kas kaybı riskine göre protein hedefi + düşük yoğunluklu yürüyüş planı.
- 3-6 ay: “Normal diyete dönüş” kişiselleştirme; sosyal yaşam senaryoları (dışarıda yemek, misafirlik).
Başarı metrikleri (sadece “indirildi mi” değil):
- 8 haftadan uzun aktif kullanım oranı
- Haftalık mesajlaşma sayısı
-
- ve 6. ay yaşam kalitesi skorları (özellikle yeme kısıtlılığı, beden algısı)
- Riskli semptomlarda erken klinik yönlendirme oranı
Dijital sağlık artık “ekstra” değil, bakımın bir parçası
Bu RCT’nin verdiği mesaj sade: Mobil uygulama üzerinden etkileşimli insan koçluğu, gastrektomi sonrası bazı semptomları azaltıyor ve özellikle aktif kullanılan senaryoda genel sağlık algısını iyileştiriyor. Bu, dijital sağlığın onkoloji bakımında “nice to have” değil, iyi tasarlanırsa bakım standardını güçlendiren bir araç olduğunu gösteriyor.
Serimizin büyük resmiyle bağlayayım: Yapay zekâ; erken teşhis, görüntüleme ve operasyon planlamasında güçlü. Ama hastanın hayatını en çok etkileyen dönemlerden biri, taburculuktan sonraki sessiz günler. Dijital takip + koçluk + akıllı triyaj birleşimi, sağlık sisteminin bu sessiz günleri yönetme kapasitesini büyütür.
Kendi ekibinizde böyle bir programı düşünüyorsanız, ilk soruyu şuna çevirin: “Hangi hastaya, hangi gün, hangi temas lazım?” Doğru yanıtı bulduğunuz anda teknoloji zaten yerini buluyor.