Dijital Fizik Tedavi Gereksiz Ameliyatları Azaltır mı?

Sağlık Sektöründe Yapay Zekâ ve Dijital SağlıkBy 3L3C

Dijital fizik tedavi, 12 ayda ameliyat riskini %58 düşürdü. Düşük değerli ameliyatlarda fark %82. Dijital sağlığın klinik değerini keşfedin.

Dijital SağlıkFizyoterapiTele-sağlıkKas-İskelet SağlığıYapay ZekâDeğer Bazlı Sağlık
Share:

Featured image for Dijital Fizik Tedavi Gereksiz Ameliyatları Azaltır mı?

Dijital Fizik Tedavi Gereksiz Ameliyatları Azaltır mı?

Kas-iskelet sistemi ağrısı (bel, diz, omuz, kalça) yüzünden doğru düzgün yürüyemeyen, gece uyuyamayan, işte verimi düşen insan sayısı sandığımızdan fazla. 17.12.2025’te yayımlanan geniş bir gerçek yaşam analizinde dikkat çeken şey şu: Dijital fizik tedavi programına başlayanlarda, 12 ay içinde ameliyat olma oranı belirgin biçimde daha düşük.

Bu bulgu “dijital sağlık” başlığını sadece konfor ve erişim kolaylığı olmaktan çıkarıp, sağlıkta değer tartışmasının tam ortasına koyuyor: Daha doğru tedavi yolu, daha az gereksiz girişim, daha az maliyet, daha iyi hasta deneyimi.

Benim burada net durduğum yer şu: Kas-iskelet sorunlarında dijital bakım, doğru tasarlanırsa, yalnızca “uzaktan egzersiz videosu” değildir. Davranış değişikliği, ölçümleme, klinik gözetim ve (giderek artan biçimde) yapay zekâ destekli karar desteği ile birleştirildiğinde, hastayı ameliyata götüren hızlandırıcıları yavaşlatır.

Çalışma ne diyor? En sade haliyle sonuçlar

Yanıt: Dijital kas-iskelet programına katılanlarda ameliyat ve “düşük değerli” ameliyat oranları 1 yılda anlamlı biçimde daha düşüktü.

Araştırma, ABD genelinde işveren destekli sigorta kapsamındaki yetişkinlerde, dijital bakım programı ile yüz yüze fizik tedavi başlangıcını karşılaştıran geriye dönük, eşleştirilmiş kohort analizine dayanıyor (veri dönemi: 07.2022–02.2025).

Öne çıkan sayılar (12 ay):

  • Herhangi bir kas-iskelet ameliyatı:
    • Dijital program: %5,5
    • Yüz yüze fizik tedavi: %13,2
    • Göreli risk: 0,42 (yaklaşık %58 daha düşük risk)
  • “Düşük değerli” ameliyat (Choosing Wisely uyumlu tanımlarla):
    • Dijital program: %0,6
    • Yüz yüze fizik tedavi: %3,5
    • Göreli risk: 0,17 (yaklaşık %82 daha düşük risk)

Bir başka pratik ölçü: 13 kişi dijital programa başlarsa, 1 ameliyatın 1 yıl içinde önlenmesiyle ilişkili bir fark görülüyor (NNT=13).

Hangi bölgelerde fark daha yüksek?

Yanıt: En güçlü ayrışma diz ve kalça gruplarında görülüyor.

  • Diz: %9,7 (dijital) vs %29,5 (yüz yüze)
  • Kalça: %9,4 vs %20,7
  • Omuz: %5,4 vs %10,7
  • Omurga: %3,3 vs %6,6

Bu tablo şu mesajı veriyor: Dijital bakım, özellikle sık görülen ve kademeli tedaviye iyi yanıt veren eklem problemlerinde cerrahiye “hızlı geçişi” frenleyebiliyor.

“Düşük değerli ameliyat” ne demek ve neden bu kadar kritik?

Yanıt: “Düşük değerli ameliyat”, belirli senaryolarda hastaya net fayda sağlamadığı gösterilmiş veya ameliyata gitmeden önce konservatif tedavinin yeterince denenmediği girişimlerdir.

Gündelik hayattaki karşılığı şu:

  • Ağrının kaynağı netleşmeden,
  • Rehberlerin önerdiği egzersiz/ eğitim/ davranış desteği gibi basamaklar tamamlanmadan,
  • “Hadi bir MR çekelim, sonra bakarız” zinciriyle hızla cerrahiye yaklaşmak.

Bu çalışmada düşük değer tanımı, klinik rehberlerle uyumlu biçimde ve idari kayıtlar (işlem kodları) üzerinden yapılmış. Özellikle bazı ameliyatlar, ameliyat öncesi belirli süre fizik tedavi yapılmadıysa düşük değer sınıfına daha kolay giriyor.

Bu konu Türkiye’de de çok tanıdık: “Çabuk çözüm” beklentisi ve randevu/ulaşım zorluğu birleşince, konservatif tedavinin hakkı yeterince verilmeyebiliyor. Dijital sağlık burada bir “kestirme” değil; tam tersine rehberle uyumlu basamaklı tedaviyi mümkün kılan bir altyapı.

Dijital fizik tedavi neden daha az ameliyatla ilişkili olabilir?

Yanıt: En makul mekanizma “daha yüksek bağlılık + daha iyi takip + daha doğru yönlendirme” üçlüsü.

Araştırmada dikkat çeken bir detay var:

  • Dijital grupta 12 ayda ortalama 22,7 seans,
  • Yüz yüze grupta ortalama 9,2 seans.

Seans süresi aynı mı, birebir eşdeğer mi? Değil. Ama gerçek hayatta belirleyici olan çoğu zaman şu: Hasta tedaviyi sürdürüyor mu?

1) Bağlılık (adherence): “Az ama devamlı” genelde kazanır

Yüz yüze fizik tedavide en büyük sorunlar: iş çıkışı saat bulamamak, ulaşım, çocuk/yaşlı bakımı, no-show. Dijital programlar bu sürtünmeyi azaltınca, tedavinin dozu (düzenli uygulama) artıyor.

2) Ölçümleme ve geri bildirim: “Doğru yapıyor muyum?” sorusunu çözer

Çalışmadaki dijital program; hareket takibi, gerçek zamanlı biyogeribildirim ve uzaktan fizyoterapist gözetimi içeriyor. Bu, ev egzersizindeki klasik sorunu azaltır:

  • hareketi yanlış yapmak,
  • zorlayıcı seviyeyi ayarlayamamak,
  • ağrı artınca tamamen bırakmak.

3) Eğitim + bilişsel davranışçı destek: Ağrı yönetimini “zihinde de” kurar

Kas-iskelet ağrısında yalnızca doku değil, korku-kaçınma, uyku, stres ve hareketten kaçınma döngüsü de belirleyicidir. Dijital programların eğitim modülleri ve davranış bileşenleri, cerrahiye “tek çare” gibi bakmayı zayıflatabilir.

4) Yapay zekâ nereye oturuyor?

Bu tip programların en güçlü geleceği burada: Yapay zekâ, klinisyenin yerini almak için değil; doğru zamanda doğru aksiyonu önermek için.

Pratik örnekler:

  • Egzersiz sırasında performans verisinden “zorlanma penceresini” tahmin edip programı uyarlama
  • Semptom paternlerinden “kırmızı bayrak” riskini işaretleyip hızlı hekim yönlendirmesi
  • Birikmiş veriden, hangi hasta profilinin yüz yüze değerlendirmeden daha çok fayda göreceğini öngörme

Bu yaklaşım, dijital sağlığı bir uygulama değil klinik karar destek sistemi haline getiriyor.

Sağlık yöneticileri için çıkarım: Değer bazlı bakımın somut bir kaldıraçı

Yanıt: Dijital fizik tedavi, “maliyet kısma aracı” olarak değil, gereksiz girişimi azaltan klinik bir kalite aracı olarak ele alınmalı.

Bu çalışma ABD sigorta sistemi üzerinden ilerliyor; Türkiye’nin ödeme dinamikleri farklı. Yine de sağlık yöneticileri için evrensel dersler var:

Nerede başlamak mantıklı?

  • Diz osteoartriti ve dejeneratif diz problemleri (çalışmada en büyük fark)
  • Kalça ağrısı / artroz yönetimi
  • Kronik bel-boyun ağrısı (daha karmaşık ama ölçeklenebilir)
  • Omuz ağrısı (dondurulmuş omuz, rotator manşet kaynaklı şikâyetler)

Başarıyı nasıl ölçersiniz?

Sadece “kaç kişi giriş yaptı” değil:

  • 30/60/90 gün bağlılık oranı
  • Ağrı skorunda klinik anlamlı iyileşme (ör. 2 puan)
  • İş gücü kaybı/aktivite kısıtı metrikleri
  • Görüntüleme ve uzman başvuru basamakları
  • Ameliyat ve düşük değerli girişim oranları

Hastalar için pratik rehber: Dijital mi, yüz yüze mi?

Yanıt: İkisi rakip değil; iyi senaryoda hibrit bir yol en mantıklısı.

Dijital fizik tedaviye uygun profiller:

  • Randevu/ulaşım zorluğu yaşayanlar
  • Düzenli egzersizi evde sürdürebilecekler
  • Kademeli yüklenmeyle ilerleyebilen diz/kalça/omuz sorunları

Yüz yüze değerlendirmenin öne çıktığı durumlar:

  • Nörolojik bulgular, ilerleyen güç kaybı
  • Travma sonrası belirgin fonksiyon kaybı
  • Şiddetli gece ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı gibi “kırmızı bayraklar”
  • Karmaşık denge/koordinasyon sorunları

İyi dijital programın alametifarikası şudur: “Her şeyi evde çöz” demez; risk gördüğünde doğru uzmana yönlendirir.

Araştırmanın sınırları: Neyi fazla iddialı söylememeliyiz?

Yanıt: Bu bir gözlemsel analiz; nedensellik iddiası sınırlı.

Çalışma güçlü bir eşleştirme ve duyarlılık analizleri kullansa da:

  • Dijital programa katılanlar daha motive olabilir.
  • Yüz yüze fizik tedavinin içeriği ve kalitesi klinikten kliniğe çok değişir.
  • 12 ay, “ertelenen ameliyat mı, gerçekten önlenen ameliyat mı?” sorusunu tam ayırt etmeyebilir.

Yine de şu gerçek değişmiyor: Gerçek yaşamda, daha çok seans ve daha sürdürülebilir takip; daha az cerrahi eskalasyonla birlikte gidiyor.

Dijital sağlıkta bir sonraki adım: “Akıllı triyaj + kişiselleştirilmiş yol”

Sağlık Sektöründe Yapay Zekâ ve Dijital Sağlık serisinin ruhuna uygun şekilde, bence 2026 gündemi şu olacak:

  1. Akıllı triyaj: Hastayı baştan doğru basamağa koymak (dijital, hibrit, yüz yüze, uzman)
  2. Kişiselleştirilmiş egzersiz reçetesi: Veriye dayalı ilerleme ve yük ayarı
  3. Düşük değerli bakımın erken tespiti: Gereksiz MR/ameliyat baskısını azaltan klinik karar destek akışları
  4. Eşitlik (equity): Sosyoekonomik engelleri azaltan tasarım (erişim, dil, kullanım kolaylığı)

Bu çalışma, dijital fizik tedavinin “iyi tasarlanırsa” yalnızca erişimi değil, tedavi kalitesini ve değerini de artırabildiğini gösteren güçlü bir işaret.

Bir kurum olarak dijital kas-iskelet bakımını değerlendiriyorsanız, en doğru soru şu: Bu çözüm hastayı daha az ameliyata götürüyor mu? Eğer yanıt veriye dayalı biçimde “evet”e yaklaşıyorsa, artık mesele teknoloji değil; uygulama tasarımı ve klinik entegrasyon.